Akupunkturda Corpus Line (Bölgesel Zayıflama)
Sellülit tedavisi ve bölgesel zayıflama amacıyla kullanılan corpus line (bölgesel zayıflama), birbirini tamamlayan üç farklı tekniğe dayanmaktadır:
1. İyonoferez: Dokulardaki yağları su içerisinde eriterek, dokularda hapsolmuş suyu serbest bırakmak amacını taşır.
2. Kas Sıkıştırma: Sellülit altında bulunan kasların uygun bir elektro sitimülasyona tabi tutulmalarını sağlar.
3. Aktif Drenaj: Sellülit oluşumunda dolaşım faktörü çok önemlidir. Bu teknikle iyonoferez atıklarını drene etmek için lenfatik dolaşım sağlanır.
Adım adım uygulanan bu teknikler, yerleştirilen paletler yardımıyla sorunlu bölgelere belirli bir akım uygulanması esasına dayanır. Bölgesel zayıflama ya da sellülit tedavisinde bir kür ortalama 10 seanstır; ancak, kişinin durumuna göre 15-20 seansa kadar çıkabilir. Seansların sıklığı haftada 3 ya da en az 2 olmalıdır.
Akupunkturda Manyetik Alan Tedavisi
MANYETİK ALAN TEDAVİSİ
Yer kabuğunun doğal bir manyetizması bulunur. Bu manyetizma hücre zarında madde alışverişini mümkün kılar, böylece atık maddeler ve toksinler vücut üzerinden uzaklaştırılır, besin maddeleri,oksijen ve gerekli mineraller hücre içine alınır. Uzayda manyetik alan “sıfır” olduğu için hayatla bağdaşmayan bu durumun düzeltilmesi için böyle bir sisteme ihtiyaç duyulmuştur. İlk olarak uzaya gönderilen astronotlar üzerinde kullanılmıştır. Daha sonra 200.000 insan üzerinde yapılan klinik deneyler sonucunda tıpta rutin kullanıma sunulmuştur.
Günümüzde bu sistem insanların sağlığı için kullanılmaktadır, çünkü doğal manyetik alan sanayileşme ve ileri teknoloji nedeniyle elektromanyetik kirlenme artmıştır ve şehirleşme nedeniyle insanın toprakla ilişkisi nerdeyse tamamen kesilmiştir.
Bu durum stres, panik atak, uyku bozuklukları, kronik yorgunluk benzeri etkiler yanı sıra kanser, kalp-hipertansiyon gibi ölümcül hastalıkların artmasına ve daha genç yaşlarda görülmeye başlamasına neden olmaktadır.
Laboratuar deneyler ve klinik deneyimler pulsatil manyetik alanın vücutta şu etkilere sahip olduğunu göstermiştir ;
•hücre zarlarında madde alış verişi ve hücre zarının fonksiyonlarının düzenlenmesi,
•damarlar üzerine etki ederek dolaşımın düzenlenmesi,
•antienflamatuar ( iltihap önleyici ) etki,
•spazmolitik ( spazm çözücü ) etki
•analjezik ( ağrı kesici ) etki
•hormonal ve enzimatik süreçleri düzenleyici etki.
•Yara iyileşmesinin hızlandırılması
Manyetik alan tedavisi bu etki mekanizmalarının bir sonucu olarak günlük yaşamda zindelik, bedensel faaliyetlerde aktivite artışı, entellektüel kapasitede artış, konsantrasyon yeteneğinin artışı, unutkanlığın giderilmesi, uyku düzeninin sağlanması ile insan vücudunun biyoritminin düzenlenmesini sağlar.
Ancak bu etkilerin görülebilmesi için kullanılan sistemin bazı özelliklere sahip olması gerekir. En önemlisi Manyetik Alan etkisinin pulsatil yani belli frekanslarda titreşimli olması gerekmektedir. Vücudumuzda her organın frekans aralıkları farklıdır, yani tedavi etmek istediğimiz tabloya göre farklı frekanslar kullanılması gerekir. Piyasada pazarlanan manyetik yataklar, bilezikler vs. bu özelliklerden tamamen yoksun olduklarından tıbbi bir tedavi işlevleri kesinlikle bulunmaz.
Lazer Akupunktur Nedir, Nasıl Uygulanır?
LAZER AKUPUNKTUR
Lazer bir ışık türüdür. Bildiğimiz, kullandığımız ışık türünün konsantre edilmiş hali olduğunuda söylenebiliriz. Bazı hastalıkların tedavisinde ya da kimi zaman hastanın tercihi doğrultusunda iğne yerine lazer kullanılmaktadır, iğne batırılarak uyarı yapılacak noktaya lazerle uyarı verilmektedir. Özellikle ameliyatlar ve kazalar sonrası kalan izlere karşı lazerle akupunktur son derece etkili sonuçlar vermektedir. Ayrıca, çocukların tedavisinde iğneye alternatif olmaktadır.
Akupunkturda Vücut Kitle İndeksi
VÜCUT KİTLE İNDEKSİ Pratikte şişmanlığın ölçümü için kullanılan çok basit iki yöntem vardır: 1. BMI (Beden Kitle İndeksi) = Vücut ağırlığı (kg.) / boy² (m²) BMI Tanı <19 zayıf 19-25 normal 25-30 fazla kilolu 30-40 şişman (obez) >40 çok şişman (morbid obez) 2. Bel çevresi ölçümü: Erkeklerde 102 cm., kadınlarda 88 cm. üzeri riskli görülmektedir. Beden kitle indeksi ve bel çevresi ölçümü arttıkça, ortaya çıkacak tıbbi sorunların en önemlileri şunlardır: - Kalp-damar hastalıkları - Tip II şeker hastalığı - Hipertansiyon - Safra taşları oluşumu - Karaciğer yağlanması - Uyku ve solunum problemleri - Eklemlerde dejeneratif değişiklikler; özellikle bel, diz, kalça gibi vücut yükünü taşıyan eklemlerde kireçlenme.
Akupunktur Tedavileri İle Zayıflama
Bilindiği gibi akupunktur tedavileri alışkanlık tedavilerinde de kullanılmaktadır. Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre, bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında, akupunktur hastaya sosyal hayatında çok büyük kolaylıklar sağlar.
İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır.
Mide asiditesi kontrol altına alınarak, mide kazınması, yanması gibi sorunlar engellenir.
Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek halsizlik önlenir.
Metabolizma hızını düzenler. Akupunkturla tedavi gören hasta, kendi kendine yaptığı diyetlerden daha kolay kilo vermeyi başarır.
Akupunktur tedavisi sırasında, vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri artmaktadır. Bu hormonlar diyet yapan kişiye huzur verir, sedasyon sağlar. Böylece diyet yapan kişi, eski yemek yeme zevkinin kısıtlanmasından dolayı huzursuzluk ve tedirginlik yaşamaz.
30-40 kg. fazlası olan hastaların tabii ki uzun bir zaman diyet yapmaları gerekir. Ancak, çoğu insanda böyle bir sabır olmadığı için, her pazartesi başlanan diyetler, her cumartesi sona erer. Böylece sık sık yapılan diyet denemeleri sonucu her geçen günkilo vermek daha da zorlaşır. İşte, bu gibi hastalarda akupunktur inanılmaz başarılar sağlar ve hasta 1 yıla kadar uzanan bir zaman diliminde onlarca kilo verebilir. Hastanın uzun süre diyete dayanabilmesinin nedeni, akupunkturun yarattığı sedatif ve trankilizan etkiden dolayıdır. Ayrıca hasta kilolarının eridiğini gördükçe daha çok motive olup, bu işe dört elle sarılmaktadır.
Akupunktur Uyarı Noktaları ve Tedavi Uygulamaları
Uyarı noktaları
İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksek bir potansiyele sahiptir ve bu gücü harekete geçiren vücut üzerinde belli uyarı noktaları vardır. İnsan vücudunda bine yakın uyarı noktası tespit edilmiştir ve bu noktalardan 650-700 tanesi kullanılır. Her hastalık için ayrı program ve ayrı noktalar bulunmaktadır. Önemli olan doğru bir teşhisle, hangi noktaya nasıl bir uyarı yapılacağıdır (lazer, iğne ya da hangi iğne); bu çok iyi bilinmelidir. Akupunktur tedavisinde sırt, boyun, el, kulak ve vücudun diğer bölümleri kullanılır. Birçok hastalığa ilişkin en çok uyarı noktasının bulunduğu uzuvlar ise eller ve kulaklardır.
İnsan vücudundaki belirli akupunktur noktalarına iğneler sayesinde yapılan uyarılarla organizmanın hemen her yerine ulaşabilecek haberler iletilmektedir. Bu iletişim, akupunktur noktasını oluşturan hücrelerden lokal hücresel uyarıların sinir terminallerine ve son olarak da beyne ulaşır. Beyin de bu uyaranı gerekli organlara ulaştırır ve ilgili organ ve uzuvlardaki enerji dengesi düzelir. Dolayısıyla hastalık da ortadan kalkmış olur.
Lazerle akupunktur
Lazer bir ışıktır. Bildiğimiz, kullandığımız ışığın konsantre edilmiş hali olduğu söylenebilir. Bazı hastalıkların tedavisinde ya da kimi zaman hastanın tercihi doğrultusunda iğne yerine lazer kullanılmakta, iğne batırılarak uyarı yapılacak noktaya lazerle uyarı verilmektedir. Özellikle ameliyatlar ve kazalar sonrası kalan izlere karşı lazerle akupunktur son derece etkili sonuçlar vermektedir. Ayrıca, çocukların tedavisinde iğneye alternatif olmaktadır.
Nasıl iğne?
Eskiden Çinliler sivri taş parçaları kullanmaktaydı. Bangkok’ta ise bu amaçla bambu kamışının kullanıldığı biliniyor. Akupunktur yöntemi ile tedavide önceleri altın kullanılmıştır. Altının elektirik potansiyel farkını alışı ve düzeltişi çok önemlidir. Bu yüzden altınla tedavi uygulanan hasta çok daha kolay ve çabuk iyileşme göstermektedir. Ancak bütün bu olumlu özelliklerine karşın altının oldukça pahalı ve yumuşak bir madde olması dolayısıyla akupunktur sırasında vücuda uygulanması, gereken noktalara batırılması zor olmaktadır. Buna bir çözüm yolu bulmak amacıyla, altını iğne haline getirirken içine bazı metaller konmuştur. Altının pozitif bir etkisi vardır. Gümüş de çok iyi bir akupunktur iğnesi olmasına rağmen, biraz negatifliğe yönelik bir özellik göstermektedir. Günümüzde ise, dünyada altın ya da gümüş iğne kullanılmamaktadır. Elektriği altın kadar iyi ileten standart bir çeliğin üretilmesi ile bütün dünyada bu yeni metal kullanılmaya başlanmıştır.
Akupunkturda Kulak Organının Önemi
Kulakta bedenin hemen hemen her uzvuyla ilgili bir akupunktur noktası bulmaktadır. Örneğin, insanın bağırsağı, kalbi, karaciğeri ile ilgili noktalar kulağında akupunktur noktası halinde mevcuttur. Bu yüzden akupunktur tedavilerinde vücutla beraber veya tek başına kulaktaki noktalar kullanılmaktadır. Öte yandan kulağın bu özelliği, hastalığın belirlenmesine ve deteksiyona yardımcı olmaktadır.
Akupunktur Felsefesi ve Tedavisi
Klasik Çin tıbbında görülür ve insan yaşayan evrenin bir parçası olarak kabul edilir ve herşeyin içinde varolan evrensel gücün insanın da içinde bulunduğuna inanılır. “Chi” adı verilen bu enerji insan vücudunda “meridyen” denilen kanallarda dolaşır. Akupunktur yöntemi ile bu kanallarda meydana gelen enerji dolaşım engelini ortadan kaldırarak dengeyi sağlamak ve bu şekilde hastalığı önlemek amaçlanır.
İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir. Vücudumuzda bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır ki, bunlara “akupunktur noktaları” denir. Bu noktalar uyarılarak vücudumuzdaki enerji dolaşımı normale döndürülür ve hastalık hali ortadan kaldırılır. Böylece organizma ilaç tedavisine gerek kalmadan, kendi olanaklarıyla hastalığın ortadan kalkmasını sağlar. Hastalığın belirtilerine değil, nedenine yönelik bir tedavi metodudur.
Hipokrat, canlıların kendi kendilerine iyi olma kudretlerinden ve iç hekimden bahseder. Paracelcus, “Hiçbir hayat sadece dış hekimin çabalarıyla varolamaz; dış hekim, iç hekime yardımcı olabilir.” der.
Akupunktur organizmanın kendi kendini tedavi ettiği bir metottur ve en önemli özelliği yan etkisinin olmamasıdır. Bu tedavi metodunu üç ana başlık altında toplayabiliriz:
Çeşitli hastalıkların tedavisi
Analjezi-anestezi
Alışkanlık tedavisi
Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde kullanılan ilaçsız tedavi yöntemi akupunktur, Türkiye’de de hızla yaygınlaşmaktadır. Üniversitelerde ders olarak okutulan akupunktur, alternatif tıp olarak değerlendirilmemelidir; binlerce yıllık geçmişiyle akupunktur tıbbın kendisidir.
Alternatif (Tamamlayıcı) Tıptaki İlaç Etkileşimleri
Bitkisel ve hayvansal kaynaklı her doğal ürünün mutlak surette hastaya pozitif etkide bulunacağı şeklinde halk arasında yaygın olan tutumun tümüyle doğru olmadığı ve bitkilerin içerdiği kimi maddelerin hastalığa olumsuz etkide bulunabildiği, ilaçlarla etkileşime girerek zarar verebilme ihtimalide belirtilmektedir. Bitkinin doğrudan toksik (zehirsel) etkileri, alerjik reaksiyonlar, kontaminasyona bağlı etkiler, ilaç ve diğer bitkilerle olan etkileşimlerlerinin iyi bilinmesi gerekmektedir.
Etkileri laboratuar ortamında araştırılmadığında kullanılan bitkilerin insan sağlığına ciddi zarar verebileceğine ilişkin örneklerden birisi “Aristolochia fangchi” denilen bitkiyi içeren kilo kaybettirici bitkisel bir ürünün 43 hastada son evrede böbrek hastalığına yol açtığı, karsinojen olduğu, sarımsak (garlic), Mabedağacı (Gingko biloba) ve ginsengin ameliyat boyunca kanama riskini arttırabildiği tespit edilmiştir.
Alternatif (Tamamlayıcı) Tıpta Hastaya Uygulanan Tedavi Yöntemleri
Alternatif Tıp’ta kullanılan tedavi yöntemleri;
- Ozon gazı tedavisi
- Hipertermi (Bedenin ısıtılması)
- Hidrazyne Sülfat
- Buğday şırası
Masaj, çeşitli maddelerin buharları, sıcak su terapileri, spa gibi uygulamalar vücudu rahatlatır, dinlendirir, kireçlenme olan alanları hareketlendirir. Düzenli spor yapmanında insan sağlığına olumlu katkıda bulunduğu gözlemlenmiştir.
Alternatif tıp olarak tanımlanan yöntemler, insanların psikolojik hallerini ve bağışıklık sistemlerini kuvvetlendirerek hastalıklarla mücadele edilmesini sağlar. Bağışıklık sistemi, bilinen tüm hastalıkları, tümör ve kanser leri yenebilecek mükemmel bir sistemdir ve herkesin vucudunda vardır. Stres, yorgunluk, kötü beslenme (malnütrisyon),radyasyon, radyoterapi, kemoterapi, bazı viral enfeksiyonlar (örn. AIDS), diabet gibi durumlarda bağışıklık sistemi zayıflar.
Çağdaş tıp da insanın bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklarla mücadelede rol oynayabilecek yöntemleri reddetmez. Ancak bu yöntemlerin, çağdaş tıbbı bir kenara iterek “tek tedavi” veya “son çare” gibi sunulması etik değildir. Daha önemlisi hastayı kandırarak veya cahil cesaretiyle insanlar üzerinden para ve itibar kazanma amacı güden bazı kötü niyetli kişilerin yani şarlatan ların ne yazık ki alternatif tıp maskesi takmasıdır.
Alternatif tıp uygulayıcılarının eğitimi de önemli bir sakınca sebebidir. Hastalıkların sebebi (etiyoloji) hakkında malumatı olmayan bireylerin etkene yönelik tedavi yapmaları olanaksızdır. Bu nedenle, başta Rusya olmak üzere bir çok ülkede alternatif tıp eğitimi tıp fakültelerinde bir tıp branşı olarak verilmekte, kullanılan tedavi yöntemleri ve maddelerinin güvenilirliği araştırılmaktadır. Bu sayede, alternatif tıp da daha kapsamlı ve güvenilir hale gelmektedir.

