Astım ve Alerji Anne Karnında Baş Gösteriyor

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, “son yıllarda yapılan araştırmalar, astım ve alerjilerin temellerinin daha çocuk dünyaya gelmeden anne karnında atıldığını gösteriyor” dedi.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, astıma ilişkin yapılan çalışmalara dikkat çekerek, “Çocuğunun astım ve saman nezlesi gibi diğer alerjik hastalıklara yakalanmasını istemeyen annelerin, önlem almaya daha hamile kalmadan başlamaları gerekiyor” dedi.

Annenin çocuğuna hamile kalmadan önceki yıllarda doğum kontrol hapı kullanmış olmasının astım ve alerjik hastalık riskini artırdığını gösteren bazı araştırmaların varolduğunu dile getiren Prof. Dr. Küçükusta, bunun, doğum kontrol haplarında bulunan östrojen hormonunun çocukta alerjiyi tetikleyen “T helper-2” ismi verilen özel bir lenfosit grubunu uyarmasıyla gerçekleştiğinin ileri sürüldüğünü de anlattı.

İlk adetlerini erken yaşta gören kadınların çocuklarında da alerjilerin daha fazla olduğunu belirleyen araştırmaların bu teoriyi destekler nitelikte olduğunu vurgulayan Küçükusta, erken adet görme durumunda da ileriki yaşlarda yüksek östrojen düzeyleri oluşmasının, bunun nedeni olarak gösterildiğini söyledi.

Küresel Isınmanın Alerji Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Küresel ısınma faktörü ve atmosfer üzerindeki karbondioksit oranındaki artışın alerjik rahatsızlıklara sebep olan birçok unsuru tetiklediği ortaya çıktı.

Newsweek dergisinde yapılan “Kaşınmaya ve Hapşırmaya Hazır Olun” başlıklı haberine göre, küresel ısınma ve atmosferdeki karbondioksit oranı üzerindeki artış, alerjiyi tetikleyen birçok bitkinin ve kimi böceklerin artmasına sebep oluyor.

ABD Tarım Bakanlığı Ürün Ekme Sistemleri ve Küresel Değişim Laboratuvarından ekoloji uzmanı Lewis Ziska’nın bilimsel araştırmalarla desteklediği senaryo ise şöyle:

“Küresel ısınma ve yanan fosil yakıtlarının sebep olduğu karbondioksit artışı, saman nezlesini tetikleyen bitki olarak bilinen ambrosia otunun artmasına yol açacak. Artan ve daha çok büyüyen ambrosia otları ise daha çok polen üretecek ve bu polen daha alerjen olacak.

Artan karbondioksit oranı özellikle bahar aylarında alerjileri tetikleyen ağaç polenlerini de çoğaltacak.

Diğer yandan, artan karbondioksidin küf ve mantarın da daha çok üremesine sebep olabileceği belirtiliyor. Mantar ve küf de hava kalitesini olumsuz etkileyen unsurlar olarak tanımlanıyor.

Duke Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma da karbondioksit artışının kaşıntı ve göz yaşarmasını tetikleyen zehirli sarmaşıkların yayılmasına sebep olduğunu ortaya koyuyor.

Alaska’da yapılan bir araştırma ise alerjik bünyeleri tehdit eden diğer bir unsura, “sokan böceklerdeki artış”a dikkati çekiyor. Bu çerçevede Alaska bölgesinde arı türündeki böceklerin oranında sekiz yılda yüzde 600 oranında artış görüldüğünün altı çiziliyor.

Lateks Alerjisi Sonrasında…

Lateks alerjisi olduğukesinleşen hasta, lateks maddesi içeren ürünlerden uzak durmalı ve sorunun tedavi süresince farkında olmalıdır. Çoğu lateks içeren ürünün yerine lateks içermeyen eşdeğerlerinin piyasada bulunabileceği unutulmamalı ve alerjisi olan kişi, üzerinde lateks alerjisi olduğunu belirten bir künye/kolye ya da yazılı döküman ve cerrahi girişimlerde gerekebilecek lateks içermeyen eldiven her daim bulundurmalıdır.

Lateks alerjisi olan kişilerin cerrahi girişim öncesi, hekimi bu konuda uyarmaları önerilir. Ameliyat öncesi bu durum bilindiğinde anestezist ve cerrah gerekli tedbirleri alacaktır. Lateks, elbette sağlık personeli için de risk oluşturmaktadır, ancak hekim ya da diğer sağlık personeli, büyük olasılıkla zaten kendi lateks alerjisinin farkında olduğundan buna yönelik önlemleri alacaktır.

Lateks Alerjisinde Tanı ve Teşhis Süreci

Deri testi ya da kan testi sayesinde lateks alerjisinin kesin ve tıbbi tanısı konabilir. Kavuçuk içeren ürünlerle temas sonrası bu hastalık belirtilerine sahip olan kişi hekime başvurmalı ve gereğine göre uygulanacak tanı yöntemi seçilmelidir.

Latek Alerjisinin Hasta Üzerindeki Belirtileri

Kişiden kişiye hastadalığın bulgu (belirtileri) değişmekle beraber, ciltte döküntü, kızarıklık göz üzerinde kızarma, sulanma ve kaşıntı, hapşırık, öksürük, nefes darlığı, burun akıntısı ve şok görülebilir. Döküntü ve kızarıklık gibi belirtiler daha çok lateks içeren ürünlere temas sonucu ortaya çıkar. Nefes darlığı gibi solunum yolu şikayetleri ise lateksin hava yoluyla alınmasıyla görülür. Örneğin, lateks eldivenlerde kullanılan pudraya lateks proteinleri yapıştığından eldiven elden çıkarıldığında bunların havaya yayılmasıyla belirtiler ortaya çıkabilir. Ameliyathane ve yoğun-bakım ünitelerinde bu alerjenik pudranın bol miktarda bulunduğu saptanmıştır. Ağır reaksiyonlar daha çok bedenin nemli bölgelerine ya da cerrahi sırasında iç organlara lateks temasıyla gelişir. Bunun nedeni, alerjenin nemli yüzeylerden vücuda daha hızlı girmesidir.

Lateks Alerjisi Rahatsızlığının Risk Grubu

“Spina bifida” adı verilen bir omurga gelişim sorununda, doğumsal idrar yolu problemleri olanlarda ve sık cerrahi girişim geçirenlerde yoğun olarak lateks maddesine maruz kalmaları nedeniyle lateks alerjisi riski vücut üzerinde %50 kadardır. Lateks eldiven kullanan sağlık personelinde ise (doktorlar, hemşireler ve laborantlar gibi) risk %10 civarındadır. Mesleği gereği latekse maruz kalanlarda da (örneğin kauçuk sanayi çalışanları ya da lateks eldiven kullanan kişiler) risk genel topluma göre artış göstermektedir. Bu kişilerin özellikle alerjiye eğilimli oldukları da biliniyorsa, lateks içermeyen ürünleri tercih etmeleri yararlı olacaktır.

Lateks Alerjisi Rahatsızlığı

Yüzerken kullandığınız bone ve gözlükler kaşıntı yapıyorsa, bebeğinize verdiğiniz emzik onu rahatsız ediyorsa, balon şişirirken hapşırık ve öksürük nöbetlerine tutuluyorsanız bunlar lateks alerjisinin hasta üzerindeki başlıca belirtileridir.

Lateks, “Hevea brasiliensis” adlı kauçuk ağacının süte benzer özsuyudur. Pek çok sentetik kauçuk türüne de “lateks” ismi verilmekle beraber, bunlar alerjik reaksiyona yol açan proteinler içermez. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Alerji ve Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İlkay Keskinel, günlük hayatta kullandığımız pek çok ürün ve materyalin neden olduğu “Lateks alerjisi” hakkında bilgi verdi.

Paket lastikleri, korseler, yüzücü boneleri ve gözlükleri, prezervatifler, bebek emzikleri, balonlar, oyuncaklar, toplar, silgiler, yapıştırıcılar, halı altlıkları, telefon kordonları ve elektronik cihazların tuşları (bilgisayar klavyesi, hesap makinesi gibi) günlük hayatta karşılaştığımız lateks kaynaklarını oluşturur. Bunun dışında tıbbi girişimlerde kullanılan eldivenler, diş hekimliğinde kullanılan kimi malzemeler, bazı enjeksiyon araç-gereci, oksijen maskeleri, idrar sondaları ve bandajlar da lateks içerir. Ayrıca araba lastiklerinin asfalta teması sonucu atmosfere yayılan lateks parçacıkları da şehir havasında bulunmaktadır. Bu parçacıklar, solunum yoluyla akciğerlere girebilecek kadar küçüktür. Havayoluyla alınan lateks parçacıkları latekse karşı duyarlanmaya neden olur.

Atopik Egzama Tedavisinde Topikal İmmünomodülatörler

Takrolimus merhemi ve pimekrolimus kremi yakın tarihte piyasaya çıkan ilaçlardır. Bu ilaçlar doktorlar tarafından hafif atopik egzama tedavisinde veya herhangi bir şiddetlilik derecesindeki atopik egzamada ilk tedavi olarak önerilmemektedir.

Tıbbi Alerji Tespiti

Alerjiniz olduğunu düşündüğünüzde mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Hastalıkta gözlenen belirtiler, bu belirtilerin ne zaman meydana geldiği ve ne kadar sıklıkla oluştuğu hakkında doktorunuza bilgi vermeniz gerekebilir. Doktorunuz ailenizin başka bir üyesinde de benzer belirtilerin olup olmadığını veya ailenin alerji geçmişi olup olmadığını bilmek isteyecektir. Bir tepkimeye neden olduğu düşünülen herhangi bir tetikleyici etken hakkında ve bu tetikleyicinin belli bir yer ve zamanda meydana gelip gelmediği hakkında da düşünmeniz gerekmektedir.Doktorunuz muhtemelen, belirtilere neden olan alerjik maddeyi belirlemek üzere testler yürütecektir.Buna alternatif olarak bir bağımsız bir alerji kliniğine yönlendirilebilirsiniz. Alerjik tepkimeye neyin neden olduğunu bilseniz dahi doğru alerjik maddeyi bulmak için test edilmeniz gerekebilir. Yapılabilecek çeşitli farklı testler bulunur.

Alerji Tespitinde Deri Testleri

Bu test alerjik madde aramada genellikle doktorlar tarafından hastaya ilk uygulanan testtir. Olumlu bir tepkime (deri kaşınır, kızarır ve şişer) olup olmadığına bakmak için şüphelenilen alerjik maddenin küçük bir miktarı deriye batırılarak kontrol edilir.

Sonraki sayfa »



Gizlilik Politikamız