Astım Hastalığında Doğum Ayı

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, “Astım ve saman nezlesi rahatsızlığının Mayıs-Ekim aylarında doğanlarda daha fazla görüldüğünü saptayan çeşitli öngörüler vardır. Daha önce bu hastalıkların en çok bahar ve yaz aylarında doğan çocuklarda görüldüğünü belirlemiştim. Astım, en çok Yengeç burcunda doğanlarda görülürken, Kovalar ise bu bakımdan en şanslı olan burçlardandır.” dedi.

Astım Hastalığında Gebelik Komplikasyonları

Astım rahatsızlığından sorumlu tutulan bir başka tabii faktörün de gebelik ve olası doğum ile ilgili komplikasyonlar olduğunu ifade eden Küçükusta, “Özellikle de gebelik sırasında ortaya çıkan kanama, erken kasılmalar, gebelikte plasentanın yetersiz olması veya rahmin yeterince büyüyememesi gibi durumlarda bebekte astım ve saman nezlesi riski yüksek bulunmuştur” diye konuştu. Prof. Dr. Küçükusta, annenin uzun süreli stresinin, aşırı kortizol salgısına neden olarak gelişmekte olan bağışıklık sistemini etkileyebileceği ve bu şekilde de astım ve alerji riskini artırabileceğinin de ileri sürüldüğünü anlattı.

Astım ve Alerji Anne Karnında Baş Gösteriyor

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, “son yıllarda yapılan araştırmalar, astım ve alerjilerin temellerinin daha çocuk dünyaya gelmeden anne karnında atıldığını gösteriyor” dedi.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, astıma ilişkin yapılan çalışmalara dikkat çekerek, “Çocuğunun astım ve saman nezlesi gibi diğer alerjik hastalıklara yakalanmasını istemeyen annelerin, önlem almaya daha hamile kalmadan başlamaları gerekiyor” dedi.

Annenin çocuğuna hamile kalmadan önceki yıllarda doğum kontrol hapı kullanmış olmasının astım ve alerjik hastalık riskini artırdığını gösteren bazı araştırmaların varolduğunu dile getiren Prof. Dr. Küçükusta, bunun, doğum kontrol haplarında bulunan östrojen hormonunun çocukta alerjiyi tetikleyen “T helper-2” ismi verilen özel bir lenfosit grubunu uyarmasıyla gerçekleştiğinin ileri sürüldüğünü de anlattı.

İlk adetlerini erken yaşta gören kadınların çocuklarında da alerjilerin daha fazla olduğunu belirleyen araştırmaların bu teoriyi destekler nitelikte olduğunu vurgulayan Küçükusta, erken adet görme durumunda da ileriki yaşlarda yüksek östrojen düzeyleri oluşmasının, bunun nedeni olarak gösterildiğini söyledi.

Astım Erkek Çocuklar Üzerinde Daha Çok Etkili

“Astım küçük çocuklarda, erkeklerde, kızlara göre 2 kat daha fazla görülür” diyen Prof. Dr. Küçükusta, 12-14 yaşlarında kız-erkek oranı eşitlenirken, daha ileri yaşlarda kadın hasta sayısının her yaşta daima daha fazla olduğunu, özellikle 40 yaşından sonra astım tanısı konanların neredeyse tamamına yakınının da kadınlardan oluştuğunu, burada kadınların östrojen maddesi kullanımının bir risk faktörü olabileceğinin ileri sürüldüğünü anlattı.

Küçükusta, astımın kalabalık ailelerde ve evin ikinci çocuklarında daha az görüldüğünü gösteren pek çok araştırmanın varolduğunu da dile getirdi.

Akciğer Rahatsızlıklarının İlk Sebebi ; Sigara

Yapılan kapsamlı araştırmaya göre, sigara kullananların dörtte biri, Kronik Obstrüktif (Tıkayıcı) Akciğer Hastalığı’na yakalanıyor.

KOAH olarak da bilinen hastalığın adı çok fazla duyulmamış olsa da dünyadaki ölüm nedenleri arasında 5. sırada yer alıyor. Uzmanlar, sigara ne kadar erken bırakılırsa hastalığa yakalanma oranının o kadar düştüğünü vurguluyor.

Sigara tiryakilerinin karşılaştığı sağlık sorunları tek tek sıralanamayacak kadar fazla.

İngiltere Akciğer Vakfı da, bu sağlık sorunları arasında ilk sıralarda yer alan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı yani KOAH ile sigara kullanımı arasındaki bağlantıyı ortaya koyan bir araştırmanın çarpıcı sonuçlarını açıkladı.

Araştırma kapsamında 25 yıl boyunca birçoğu sigara kullanan sekiz binden fazla kişi üzerinde incelemeler yapıldı.

Sigarayı bırakmayanların dörtte birinin tedavisi olmayan KOAH hastalığına yakalandığı belirlendi, yüzde 40’ındaysa hastalığın belirtileri görüldü.

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olarak bilinen KOAH, kronik bronşit ve nefes darlığı şeklinde kendisini gösteriyor. Hastalığa yakalananlar sürekli öksürük ve balgam çıkarma şikayetleriyle karşılaşıyor. Akciğerlerindeki hava kesecekleri zarar gördüğünden ciğerlerine giren ve çıkan hava oranı düşüyor, bu da nefes darlığına yol açıyor.

İngiltere Akciğer Vakfı’nın sonuçları tiryakiler için bir “uyanma çağrısı” olarak yorumladı. Zira sigara ne kadar erken bırakılırsa KOAH hastalığına yakalanma olasılığı da o kadar düşüyor.

Astım Rahatsızlığında Engellenemeyen Artış

Dünya genelinde astımla ilgili toplanan veriler endişe verici. Pittsburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi Pittsburgh Çocuk Hastanesi’nden David Peter Skoner ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ülker Öneş’in yaptıkları araştırmalar doğrultusunda verdiği bilgilere göre, çocuklarda astım orantısız bir şekilde günden güne artıyor. Çocukluk çağının bir numaralı kronik hastalığı olan astım, çocukların okula devamsızlığında da birinci neden.

ABD’de yapılan araştırmalar astımın yüzde 80′inin beş yaş öncesinde başladığını gösteriyor. Bir diğer çarpıcı bulgu da erkeklerde daha fazla görülmesi. Bunun nedeni ise erkeklerin akciğer hava yollarının kızlarınkinden daha küçük olması. Ancak bu fark ergenlik döneminden sonra ortadan kalkıyor. Anne veya babanın astım hastası olması durumunda çocuklardaki risk oranı yüzde 50.

Kuru havaların hâkim olduğu bölgelerde daha az astıma rastlanıyor. Türkiye’de Çukurova bölgesi astımın en sık görüldüğü yer. Çocuklarda hastalığın belirtileri ise şöyle: Nefes alıp verirken hırıltı ve hışırtı, tekrarlayan öksürük, göğüste darlık hissi, belirli tetikleyenler karşısında atakların tekrarlanması (sigara dumanı, polen), sık gece uyanmaları, gülme ve ağlama sonrası öksürük.

Astım ve Klor

Avrupa’da astım hastası olan çocuk sayısındaki artışın yüzme havuzlarında kullanılan klordan kaynaklandığı bildiriliyor.

Belçika’da Louvain Üniversitesi’nin 21 Avrupa ülkesinde 13-14 yaşlarındaki 190 bin çocuk üzerinde yaptığı araştırma konulu bildiride havuzlarda kullanılan klorun astım vakalarını artırdığı ortaya çıktı.

Araştırmaya göre idrar, ter ve diğer organik maddeler klor maddesiyle temas ettiğinde zararlı yan etkiler oluşuyor.

Kapalı havuzların bulunduğu mekanlarda havalandırmanın yeterli olmaması ise sorunu daha da ciddileştiriyor.

Gıda Alerjisine “Son” Denilebilecekmi?

Bilimadamları 10 yıl içinde gıda alerjisine karşı geliştirilecekleri aşılar sayesinde gıda alerjilerinin bir süre sonra tümüyle ortadan kaldırılabilme ihtimalinin olabileceğini söylüyor. Açıklama İngiltere’nin Norwich kentinde yapılan bilim festivaline katılan bilim adamları tarafından yapıldı.

Geliştirilecekleri aşıların alerjileri tetikleyen molekül ve alerjenleri etkisiz hale getireceği düşünülüyor.

Amsterdam Üniversitesi bilim adamlarından Dr. Ronald van Ree, söz konusu aşılar üzerindeki çalışmaların, bu aşıların yan etkilerinin olmayacağını da ortaya koyduğunu bildirdi.

Hollandalı doktor genetik mühendisliği teknikleri kullanılarak besinlerin içindeki alerjiye yol açan proteinlerin etkisinin azaltılmasına çalışıldığına dikkat çekti.

Dr. Ronald van Ree, bilimin yeni imkanlarıyla geliştirilecek yeni teknikler sayesinde alerjileri ortaya çıkmadan önlemenin de, tedavi etmenin de mümkün olabileceğini söyledi

Aşırı Hava Kirliliğinin Sonuçları

Hava kirliliği ilerleyen zamanlarda akciğer fonksiyonlarında azalma, astım semptomlarında kötüleşme ve olumsuz solunumsal semptomlarda ise artışa yol açmaktadır.

Okullarda Alerji Riski Daha Yüksek!

Okulların açılmasıyla birlikte çocukların kapalı ortama girmesi alerjik durumlarını ortaya çıkarabilir. Bağışıklık sistemleri yetişkinlere göre çok daha zayıf olan küçük yaştaki çocuklar, yılın belirli bir bölümü okulda potansiyel alerji tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.

Yeni boyanmış okul duvarları, tebeşir tozu ya da derslikteki tozlar alerjik semptomlar için uygun ortamı hazırlar, astıma kadar varabilen ciddi sağlık sorunlarına yok açar. Çocukların bünyelerini etkileyen ve hassaslaştıran hava ve ortam değişikliklerinde mutlaka koruyucu önlem alınmalıdır. Rahatsızlıklar mutlaka doktora bildirilmelidir. Eğer alerjik durum varsa önlemi erken alınmalıdır.

1995 yılında yapılan araştırmada okullarda astım sıklığı yüzde 9.8 iken 2005 yılında yüzde 17′ye çıktığı görülmüştür.

Sonraki sayfa »



Gizlilik Politikamız